Duyurular

2023’e Doğru Türkiye’de STEM Gereksinimi

Eğitimde ve iş gücünde STEM alanlarına verilen önemin artması birçok açıdan fayda sağlayabilir. Bu sayede iş dünyasının kalifiye iş gücü ihtiyacı karşılanabilir, daha donanımlı çalışanlar ile inovasyon ve verimlilik artırılarak ekonomik gelişime katkı sağlama ve geleceği belirleyen ülkelerden biri olma fırsatı yakalanabilir.

Türkiye’de STEM alanlarında kullanılacak yetkinlikleri gerektiren iş alanlarında çalışacak olan iş gücü için 2023 yılında beklenen STEM mezunlarının doğru ve etkin bir şekilde iş kollarına katılımının sağlanması önem taşımaktadır. Ayrıca STEM becerilerine sahip iş gücüne olan ihtiyacın artacak olması nedeniyle STEM alanlarının desteklenmesi gerekmektedir.

PwC analizlerine göre, 2023 yılı için Türkiye’de yaklaşık 34 milyon toplam istihdamın yaklaşık 3.5 milyonunun STEM istihdamı olacağı, 2016-2023 döneminde STEM istihdam gereksiniminin 1 milyona yaklaşacağı ve bu ihtiyacın karşılanmasında lisans ve yüksek lisans mezunları esas alındığında yaklaşık %31 değerinde bir açık oluşacağı öngörülmektedir.

Bu raporda, STEM alanlarının kritik rolüne değinilmiş, yenilikçiliğin temelini oluşturan STEM becerilerinin ekonomik büyüme bakımından taşıdığı öneme dikkat çekilmiştir. STEM mezun sayısı anlamında global platformda Türkiye’nin gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülkeler arasında nerede yer aldığına ve Türkiye’nin STEM mezun sayılarının yıllar içerisindeki dağılımlarının nasıl değiştiğine yer verilmiştir. Ayrıca, PwC analizleri sonucunda STEM istihdam gereksinimine ilişkin öngörülerde bulunulmuş ve bu öngörüler doğrultusunda üniversitelerin STEM ile ilgili bölümlerinden mezun olup iş gücüne katılması beklenen potansiyel çalışanlar ile sektör bazlı STEM istihdam gereksinimleri ortaya çıkarılmıştır.

Yapılan analizler teknoloji, inovasyon ve dijital dönüşümde ülke olarak yarışta kalabilmek için kamu, eğitim ve iş dünyasının bir araya gelerek STEM alanlarına gerekli desteği ve katkıyı sağlamasının büyük önem arz ettiğine işaret etmektedir.

Türkiye’deki ekonomik durum

Türkiye, gerekli ve yeterli yapısal reformlar gerçekleştirildiğinde potansiyel büyümesine yaklaştığını 2001 krizi sonrası süreçte başarıyla göstermiştir. Türkiye, 2013 yılında hazırlanan ve 2014-2018 yıllarını kapsayan 10. Kalkınma Planı, içerisinde yer alan 25 öncelikli dönüşüm programı ile geleceğe hazırlanmak ve ekonomik istikrarı sağlamak adına niyetini ortaya koymuştur. Bu programların bir kısmı hayata geçirilse de, küresel koşullar ve ülke ekonomisindeki dalgalanmalar bu programların henüz tam olarak uygulanamamasına sebep olmuştur.

Ortaya konulan 25 dönüşüm programı içerisinde teknolojinin geliştirilmesine ilişkin adımlar bulunması ve diğer yandan AR-GE ve inovasyon için sağlanan teşvikler de Türkiye’nin geleceğe yönelik yatırım niyetini ortaya koymaktadır.

PwC Dünya 2050 raporu, gerekli ve yeterli adımların atılacağı varsayımı ile Türkiye’nin potansiyelinde parlak bir geleceğe işaret etmektedir. Rapora göre, cari fiyatlarla hesaplanan milli gelir ile şu anda dünyanın 17. büyük ekonomisi olan Türkiye’nin 2050 yılına kadar ilk onu zorlayacak noktaya gelmesi mümkün görünüyor. Rapor Türkiye’nin, önümüzdeki 34 yıl boyunca yılda ortalama %3 büyüme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor ki, bu rakam çalışmaya dahil edilen Avrupa ülkeleri arasında en hızlı büyüme oranına işaret ediyor. Dolayısıyla, önemli yapısal reformları gerçekleştirdiği takdirde Türkiye’nin, 2030 yılında satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 12. ekonomisi, 2050 yılında ise 11. ekonomisi olması bekleniyor.

Öte yandan 2016 yılı verilerine göre OECD ülkeleri arasında 30.524.000 ile 6. büyük işgücü nüfusuna sahip olan Türkiye bu duruma rağmen eğitim seviyelerine göre istihdam oranları incelendiğinde 2015 yılı verilerine göre yükseköğretim mezunlarının istihdama katılımı açısından 35 ülke arasında 34. sırada bulunmaktadır.

Ancak Türkiye özelinde istihdam ve eğitim seviyeleri göz önünde bulundurulduğunda 1988 yılından günümüze kadar seyreden 28 yıllık sürede istihdamda yer alan yükseköğretim mezunu oranının %5,4 gibi düşük bir seviyeden, üniversite sayılarındaki artış ve okullaşma oranındaki yükseliş ile birlikte %22,2’lik bir seviyeye ulaştığını görmekteyiz.

Ekonomik anlamda gelişmenin inovasyon ile yakından ilişkili olduğu göz önünde bulundurulduğunda, inovasyon kapasitesini artırabilmek için kalifiye işgücüne ihtiyaç duyulmakta ve STEM alanında eğitimli çalışanlara daha fazla ihtiyaç doğması beklenmektedir. Global ekonominin en önemli yönlendirici unsurlarından olan dijital dönüşümün yarattığı yarışta kalabilmek için kalifiye işgücüne olan ihtiyaç Türkiye ekonomisi açısından da kritik önem taşımaktadır.

Bu doğrultuda Türkiye ekonomisinin öngörülen büyüme oranlarını 2023 dönemi için devam ettirilebilmesi adına güncel teknolojik gelişmeleri takip ve adaptasyon sürecinde yaratıcılık, üretkenlik ve hayat boyu öğrenme önem kazanmakta; STEM alanında uzman kişilere ihtiyacın artması kaçınılmaz bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

STEM alanlarının kritik rolü

Teknolojik dönüşümün önemli bir rol oynadığı günümüz dünyasında üretken, girişimci ve buluş odaklı eğitim büyük önem taşımaktadır. STEM eğitiminin, disiplinler arası bakış açısı geliştirmesi, teorik bilgilerin uygulamaya dönüştürülmesine yardımcı olması, eleştirel düşünmeyi teşvik etmesi ve problem çözme becerilerini kazandırması nedeniyle eğitimin niteliğini geliştirmenin yanında iş dünyasının beklentilerine de cevap teşkil etmektedir.3  STEM eğitimi ile bireyler dijital çağın gerektirdiği ve iş dünyasının beklentilerine ayak uyduracak becerilere sahip olma imkanı elde etmektedir.

STEM eğitimi, yenilikçiliğin temelini oluşturması nedeniyle ekonomik büyümede kritik önem arz etmektedir. Yenilikçilik konusundaki potansiyelin ortaya çıkarılması için gereğine uygun olarak eğitilmiş işgücüne ihtiyaç duyulmakta ve veriyi ve bilgiyi temel alan, dijital teknolojiler ve inovasyon ile yürüyen global ekonomide yarışta kalmak isteyen şirketler için STEM alanında eğitim almış çalışanlara daha fazla ihtiyaç doğmaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre, en hızlı büyüyen mesleklerin %75’i STEM alanlarında kullanılacak yetkinlikler gerektirmektedir.4 Ayrıca, Türkiye’de “İnsan Kaynakları Direktörleri’nin %57’si, 5 yıl içerisinde STEM alanındaki işgücü talebinin artacağını düşünmektedir.”5

STEM’i destekleyen, 21. Yüzyılın ‘kurtarıcı yeteneklerine’  talebin artacağı öngörülmektedir. Kurtarıcı yeteneklere örnek olarak; kritik/eleştirel düşünebilme ve problem çözebilme, sistemler ve insanlar arasında işbirliği geliştirme ve liderlik, girişimcilik ve inisiyatif alma, etkili sözlü ve yazılı iletişim, analitik beceriler, sürekli öğrenme, merak ve yaratıcılık verilebilir.6

Yalnızca inovasyon odaklı bir büyüme şekli, katma değeri olan iş alanları ve sektörler yaratma potansiyeline sahiptir.7 Bu doğrultuda gelişen teknoloji ve bunu takip eden ekonomik kalkınma yolunda STEM iş alanlarının diğer iş alanlarına oranla daha fazla büyüme sağlaması beklenmektedir.8

Son dönemde yapılan araştırmalar, STEM eğitiminin ekonomide önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Örneğin, ABD’de endüstri devriminden beri STEM işlerinin (STEM jobs) tüm işler içindeki oranının iki katına çıktığı ve işlerin giderek daha fazla STEM bilgisi talep ettiği görülmektedir.9 Teknoloji ve dijitalleşme ekonomileri dönüştürürken, STEM eğitimi ve STEM işgücü inovasyon kapasitesini artıracak nitelikli işgücü sorunu için çözümün anahtarını oluşturmaktadır. Buna ek olarak STEM becerilerine sahip kişiler iş hayatında istenilen niteliklere daha kolay uyum sağlayabilmektedir.

Dijital dönüşüm ve STEM

Dijitalleşme, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın en önemli mega-trendlerinden biri olarak önümüzdeki yıllarda meydana gelecek gelişmelerin en etkin yapı taşlarından biri olacaktır. Dijitalleşme ile meydana gelen yeni teknolojik gelişmeler, ekonomideki arz-talep ile orantılı olarak üretim ve tüketim dengelerini belirleyecektir.

Dijitalleşmenin hayatımızdaki yerine ve etkisine örnek vermek gerekirse yapay zekâ, üç boyutlu yazıcılar ve kitlekaynak kullanımı bunlardan bazıları olabilir.

Global platformda STEM mezunları

Dijital dönüşüm ile ortaya çıkan gereksinimler doğrultusunda dünyada STEM becerileri gerektiren iş alanlarında nitelikli çalışan sayısını arttırabilmek için iyileştirici çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu doğrultuda ülkelerin STEM alan mezunlarına bakıldığında Çin’in ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir.

Çin ve Hindistan’daki STEM alan mezunlarının aynı oranda artması halinde 2030 yılı itibari ile “Organization for Economic Co-operation and Development” (OECD) ve “Group of Twenty” (G20) ülkelerinin toplam STEM ihtiyacının %60’ını Çin ve Hindistan’ın karşılayacağı öngörülmektedir.31

OECD tarafından en son 2014 yılında yayımlanan, alanlarına göre mezun verisi arasından seçilmiş bazı ülkelerin STEM mezunlarının toplam mezunlara oranları Grafik 3’te görülmektedir. Türkiye’nin %17 olan STEM mezunlarının toplam mezunlara olan oranı Brezilya’nın (%16) ilerisinde yer alırken, ABD (%17), Avusturalya (%17) ile benzerlik göstermektedir. Buna ek olarak Meksika (%27), Birleşik Krallık (%26), İsrail (%18), Polonya (%20), Danimarka (%19) gibi OECD ülkelerinin oranlarının gerisinde yer almaktadır. Almanya, % 36 ile grafikteki ülkeler arasında başı çekmektedir.

Meslekler ve işlerin dönüşüme uğraması

Dijital dönüşümün olası en büyük etkisinin işgücü üzerinde olması beklenmektedir. Meslek bazlı olan yaklaşıma göre günümüzde var olan meslek gruplarının tamamının ya da birçoğunun önümüzdeki on sene içerisinde teknolojik gelişmelere uyum sağlayarak dönüşüm geçirmesi beklenmektedir.46 Frey ve Osborne tarafından yapılan bir araştırmaya göre, tele market, veri girişi yapanlar, kütüphane teknisyenleri, kasiyerler, telefon operatörleri, radyo operatörleri, diş laboratuvar teknisyenleri vb. meslek grupları otomasyon sürecinden en çok etkilenme olasılığına sahip olan meslek grupları arasında yer almaktadır. Bu araştırma ABD için iş alanlarının %47 oranında otomatize olması beklentisini ortaya koymaktadır.

OECD tarafından yapılan araştırma ise, meslek gruplarını bütün olarak ele almak yerine iş ortamında gerçekleştirilen işler bazında bir otomasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Buna göre, 21 OECD ülkesi için gerçekleştirilen çalışmada OECD iş alanlarının %9’unun otomatize olması beklenmektedir.48  İşgücünün teknolojik dönüşüm sonucunda karşılaşacağı otomasyonun iş ortamlarında gerçekleştirilen görevler bazında incelendiğinde daha az olacağı anlaşılmıştır.

Türkiye’de ise otomatize olması beklenen işlerin oranı TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) tarafından meslek gruplarını baz alarak yapılan araştırmaya göre %59 iken,49 Harvard Business Review tarafından iş bazında gerçekleştirilen analiz sonucunda %50,4 oranında olarak karşımıza çıkmaktadır.50 Buna göre, teknolojik dönüşümün sonucu olarak Türkiye’de mesleklerin otomasyon sürecinden büyük bir oranda etkilenmesi beklenmektedir. TEPAV’ın araştırmasına göre teknolojik gelişme seviyeleri eşitlendiğinde Türkiye’deki işgücünün otomasyon sürecinden Amerika, Japonya ve İngiltere gibi ülkelerden daha fazla etkilenmesi beklenmektedir.

Dünya Ekonomik Forum’unun mesleklerin ve becerilerin geleceği hakkında mayıs ayında yayımladığı raporda otomasyon sürecinde mesleklerin beceri profillerinin dönüşüme uğrayacağının altı çizilmiş ve bu sürecin gelecekte Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde nasıl bir değişime neden olacağının öngörüleri paylaşılmıştır. Buna göre, 2020 yılı itibarıyla Türkiye’de becerilerin bugün ihtiyaç duyulan becerilerden %41 oranında farklılaşması öngörülmektedir.

Sanayi 4.0 ve dijital dönüşümün etkileri göz önünde bulundurulduğunda bazı meslek ve iş alanlarının dönüşüme uğrayarak yok olması beklenirken aynı zamanda yeni iş beceri ihtiyaçları sonucunda bazı yeni meslek alanlarının da oluşması beklenmektedir.

Etkilenmesi beklenen meslek grupları ya da işler az insan gücü ve eforu gerektiren, bilgisayar sistemleri ve robotlarla hizmet kalitesinin ve hızının artırılabileceği,

teknik bilgiye nispeten az ihtiyaç duyulan alanlardır. Bunun gibi düşük nitelikli ya da niteliksiz aktiviteleri içeren alanlar genellikle otomasyona uğraması beklenen alanlardır (Örneğin; veri girişi, çıkış işlemi, kitap ayırma, basit ofis idaresi, makine işletimi vb.).

Tüm teknolojik ve yenilikçi gelişmeler, bu iş alanlarının artık olmayacağı ya da sektörlerin yok olacağı anlamına gelmemesine rağmen bu alanların teknolojik gelişmelerden en çok etkilenebilecek alanlar olduğunu göstermektedir. Bu durum örneğin, daha çok günümüzde deneyimlediğimiz çıkış yapmak (check-out) gibi rutin işlemlerin otomatize olurken müşteri hizmetlerinin insanlar tarafından yapılmaya devam edecek olması anlamına gelmektedir. Bu doğrultuda otomasyon ile birlikte teknoloji ve insan gücü harmanlanması ile daha kaliteli bir süreç yönetimi hedeflenmektedir.

“İş hayatında teknolojinin yerinin artmasının insanlar ve çalışma kültürü üzerinde büyük etkileri olacak. İşe alınan kişilerin nitelikleri değişecek. Şirketlerimizdeki hizmet sunuş kültürü değişecek. Ayrıca otomatize edilebilecek olan insan fikirlerine ihtiyaç kalmayacak.”

-Peter Harrison

Neler yapmalıyız?

Dijital dönüşüm ve sanayi 4.0 (d)evriminin giderek daha fazla gündemde olacağı bir dönemde STEM konusunun önceliklendirilmesi önem taşımaktadır.

Türkiye’de ihtiyaç duyulan STEM işgücünün sağlanması için devlet, eğitim ve iş dünyası gerekli politika, programlar ve eylemler için birlikte hareket etmelidir.

STEM eğitim yaklaşımının okul öncesinden başlayarak tüm eğitim kademelerinde hayata geçirilmesi ve eğitimde kalitenin yükseltilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yaratıcı, yenilikçi, analitik ve eleştirel düşünen, problem çözme becerileri yüksek bireyler yetiştirilmesi için müfredatta, eğitim yöntemlerinde ve öğretmen eğitiminde iyileştirmeler fayda sağlayacaktır. Yüksek öğretimde eğitim içerikleri iş dünyasının ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak şekilde ve iş hayatına uyum gözetilerek zenginleştirilmeli ve üniversite ile sanayi arasında iş birlikleri artırılmalıdır. STEM mezunlarının olabildiğince STEM alanlarına yönlendirilmesi, teknoloji ve inovasyon alanında ihtiyaç duyulacak nitelikli iş gücünün karşılanması bakımından önemlidir.

Şirketlerin, Ar-Ge yaparak ve risk sermayesi sağlayarak yenilikçi bir ortam oluşturmada oynadıkları önemli rolü devam ettirerek STEM eğitimine yatırım yapmak konusunda daha aktif rol almaları ve STEM becerilerini destekleyerek küresel rekabet adına gerekli adımları atmaları gerekmektedir. STEM iş alanlarının artmasını sağlayacak çalışmaların (örn. Ar-Ge yatırımları, ArGe’nin tabana yayılması vb.) hızlanarak devam etmesi de önemlidir.

Şirketler iş hayatında gerekli olan STEM profillerini oluşturarak, ihtiyaç duyulan işgücü hakkında daha fazla bilgi sağlayarak, iş ve staj imkanları sunarak öğrencilerin çalışma yaşamına daha iyi hazırlanmaları için fırsatlar yaratabilir.

Türkiye için işgücü içerisinde ne kadar STEM çalışanının yer aldığı ve bu çalışanların dağılımlarının sektörel bazda nasıl olduğuna dair analizler gerçekleştirilmelidir. Türkiye’de yer alan mevcut STEM mezunu sayısının artışına yönelik gerekli kapasite artış planlaması hayata geçirilmelidir. TÜİK, İŞKUR, YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerle ortak çalışma grupları oluşturularak veri kalitesinin STEM verilerini içerecek şekilde artırılması ve detaylandırılması sağlanmalıdır. Ayrıca şirketlerin de kamu kurumlarına veri sağlayıp öngörülerini paylaşması ile kanıta dayalı ve uygulamadan gelen bilgilere dayanarak kamu politikalarının oluşturulmasının desteklenmesi sağlanabilir.

STEM alanlarına yatırım yapılması dünyada son dönemlerde öne çıkmakla birlikte, bu konu üzerinde uzun zamandır birçok girişim yer alıyor ve sürekli olarak yenileri ortaya çıkmaya devam ediyor. STEM eğitiminin ve STEM işgücünün gelişmesi için gereken adımların ulusal politika düzeyinde ele alınarak kamu tarafından desteklenmesi, kamu, eğitim ve iş dünyasının işbirliği ile eylem planlarının hayata geçirilmesi ve ilerlemenin yakından takip edilmesi gerekmektedir.

 

TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik Toplantı Konuşması:

Değerli Basın Mensupları, Sevgili Dostlar,

Şahsım ve TÜSİAD Yönetim Kurulu adına hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Ben de sözlerime, bizi çok üzen, Batman’da terör saldırısı sonucu genç yaşında şehit olan öğretmenimiz Aybüke Yalçın’a Allah’tan rahmet, ailesi ve öğrencilerine sabır dileyerek başlamak istiyorum.

Sayın Konuklar,

Günümüzde Sanayi 4.0 ve dijital dönüşümün etkileri ile birlikte finanstan sağlığa, enerjiden gıdaya tüm sektörlerin iş yapış biçimleri değişiyor. Var olan endüstriler baştan aşağı yeniden tanımlanırken, daha önce var olmayan yepyeni endüstriler doğuyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun bir çalışmasına göre, nesnelerin interneti, ileri üretim teknolojileri, 3 boyutlu baskı, yeni enerji kaynakları iş yapış biçimlerini şimdiden dönüştürmeye başladı. Uzak değil sadece 3 yıl içinde ise ileri robotik ve otonom ulaşım, yapay zeka, biyoteknoloji ve genomiksin etkisini daha yakından yaşayacağımız öngörülüyor.

Ezberbozan dönüşümden meslekler de nasibini alıyor. Meslekler ve işler giderek daha fazla beceri gerektiren bir dönüşüm içinde.  Yine Dünya Ekonomik Forumu’nun bir çalışmasına göre, 2015 ile karşılaştırıldığında, Türkiye’de iş hayatı için gerekli görülen temel becerilerin % 41’i 2020 itibariyle değişmiş olacak.

Dünyada dijitalleşme dolayısıyla bazı meslek ve iş alanlarının ortadan kalkması veya en azından dönüşmesi beklenirken yeni meslek alanlarının da ortaya çıkması öngörülüyor. Yaratıcılık gerektiren, rutin olmayan işler bu süreçte en avantajlı konumda olacak.

Küresel rekabet ve teknolojik gelişmeler karşısında, iş dünyasında yenilik ve yaratıcılık kavramları eskisinden çok daha yaşamsal bir önem kazanıyor. Bu özelliklere sahip insan gücü ülkelerin en kıymetli kaynağı konumunda.

Ülkemiz genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Eğitim sistemindeki yaklaşık 18 milyon öğrencimiz, pek çok ülke nüfusunu aşan muazzam bir değer. İnsan kaynağımızı en iyi şekilde eğitmek, ülkemizi ileri taşıyacak en büyük güç olacak. Eğitim sistemimizin çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe en iyi şekilde hazırlaması için

  • analitik, yaratıcı, yenilikçi, eleştirel ve disiplinler arası düşünme
  • problem çözme, iletişim, işbirliği

başta olmak üzere, 21. Yüzyıl becerilerini kazandırması vazgeçilmez önemdedir. STEM eğitimi, 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılmasını sağlayan bir eğitim yaklaşımı olarak ön plana çıkmaktadır.

Uzun yıllardır TÜSİAD olarak eğitimin kalkınmanın en temel taşıyıcı unsuru olduğunu her fırsatta vurguluyoruz. Son üç yıldır ise özel olarak şu mesajı paylaşıyoruz:

Eğitimde STEM yaklaşımı ve ekonomide STEM işgücü, ülkemizin gelişmesinde kritik öneme sahiptir. Çünkü STEM eğitimi ve işgücü, bilgi ekonomisi, dijital ekonomi, sanayi 4.0 kavramlarının olmazsa olmazı, adeta belkemiğidir. Nitekim bugün tanıtımı yapılacak olan ve PwC Türkiye tarafından hazırlanan “2023’e Doğru Türkiye’de STEM Görünümü” raporu da gelecek vizyonuyla ülkemizde STEM istihdam gereksinimine dikkat çekiyor.

Teknolojiyle bütünleşmiş bir dünyada hızlı koşanlardan olmak için kamu, iş dünyası ve eğitim paydaşlarına önemli görevler düşüyor. Bu yıl başlarında açıklanan taslak müfredatlarda 21. Yüzyıl becerilerine ve STEM yaklaşımına yer verilmesi önemli bir adım oldu. Ülkemizde gün geçtikçe STEM eğitimi alanındaki çalışmalar artıyor, bununla birlikte iyi örneklerin hem sayısını hem de kapsayıcılığını geliştirmemiz gerekiyor.  TÜSİAD olarak, STEM eğitiminin eğitim politikalarında önceliklendirilmesi ve okul öncesinden yükseköğretime kadar tüm eğitim kademelerinde hayata geçirilmesi gerektiğine kuvvetle inanıyoruz.

Bir yandan, daha fazla sayıda ve yüksek nitelikte ar-ge uzmanları, mühendisler ve bilim insanları yetiştirmeliyiz. Diğer yandan, STEM insangücünü ülkemizde tutabilmek, ülkemize katkısını maksimize etmek için eğitim kurumları ve iş dünyası olarak uygun ortamı da sunabilmeliyiz.

STEM alanında dünyayı değiştiren buluşlara ve yeniliklere daha fazla sayıda gencimizin damga vurması ve gururumuz olmalarını ülke olarak sağlayabilmeliyiz. STEM konusunda atılabilecek adımların ulusal politika düzeyinde ele alınması ve eylem planlarında kamu, eğitim ve iş dünyasının işbirliği ile hızla ilerleme kaydedebiliriz.

Bilgi ve inovasyon üzerinde şekillenecek olan geleceğin ekonomisi için “Önceliğimiz STEM’dir” diyoruz. İş dünyası olarak yenilikçi, araştırmacı, sorgulayan bireylerin yetişmesi için katkı vermeye, eğitim ve iş dünyası arasında STEM işbirliklerini güçlendirmeye devam edeceğiz.

Bu kapsamda bizimle aynı vizyonu paylaşan proje ana sponsorlarımız Dow Chemicals, Intel ve Zorlu Holding ile altın sponsorumuz LAV’a; işbirliği yaptığımız BAUSTEM ve PwC’ye çok teşekkür ediyorum. Dijital Ekonomi Yuvarlak Masası Lideri olarak STEM projelerini yıllardır destekleyen sevgili Esin’e, STEM Çalışma Grubu başkanı olarak bu işe gönül veren sevgili Burak’a ve son olarak genel sekreterlik ekibimize teşekkür ediyorum.

Elbirliğiyle STEM farkındalığının artmasına önemli katkımız olmasını diliyorum.

 

TÜSİAD STEM Projesi Basın Toplantısı Açılış Konuşması

Erol Bilecik- TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

13 Haziran 2017, İstanbul

Yorumlar için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çıkışta Olanlar

Yukarı