Anne Olmak

Bu Bir “Az, Daha Fazladır” Yazısıdır!

İlk duyduğumda bu ne demek şimdi ya demiştim, yeni bir moda gibi geldi ilk önce, sonra o kadar içime sindi, o kadar içime işledi ki… baban bana “az, daha fazladır” yazılı bir kart vermişti yıllar önce, kitaplarımın arasında taşıdım, masamda gözümün önünde tuttum. Kafamın içine iyice yerleşmesi için bi süre gözümün önünde durması gerekti.

En güzel şeylerde bile arkadaşlarda, dostlarda bile az, daha fazlaydı. Sonra evde 2 sandalyemiz oldu, 1 koltuğumuz oldu, 6-7 tane tabağımız oldu, 3 tenceremiz oldu, 2 tavamız oldu, okumadığımız kitapları yakınımızdaki okula verdik, giymediklerimizi, kullanmadıklarımızı hep evden çıkarttık. Almamaktan zevk aldık. Ama tabi mevsim geçişlerinde hiç de öyle kolay olmadı, mesela ben “ayy gene mi giycek bi şeyim yok ya benim” diye çok inişler yaşadım. Sonra bugünkü gibi 1 beyaz body, 1 siyah body, 1 bluz alınca aşırı mutlu oldum. Eskiden olsa hayatta mutlu olmadığım kadar. Babama gerçekten bu konuda hayranım nerdeyse hiçbi şey almıyor. Ama bi şekilde giyecek bi şeyler buluyor daha doğrusu bu konuda kendini hiç kötü hissetmiyor. Hatta almamaktan aşırı motive oluyor. Çok beğendiği bi şey görünce şöyle diyor, “bu kazak 10 tl ise hemen alıcam he” diyor ama tabii ki hiçbi zaman o kazak 10 tl olmuyor. Sonra sen geldin. Sana bile annecim diğer arkadaşlarının kocaman kocaman dolapları varken sadece 2 çekmece giysi aldık. Küçülenleri hep birilerine verdik, en sevdiklerimizi hatıra bırakmak için sakladım ama 🙂

Giysi konusu böyle ama bunu sadece giyside sınırlama ne biliyim tatil bak geçen sene 2 sefer denize girdik, kocaa yaz dersin ama yetti işte 🙂 (Ondan önceki yaz, senin doğduğun yaz hiç tatile gitmedik senle ben denize giremiyorduk zaten 🙂 Baban yazlıkta girdi gözümüze baka baka :)) Bak mesela fotoğraf – video çekimi konuları ben abarttım tabii ki, bilmem kaç bin tane foto oldu, icloud’dan ek bellek alıyosun yetmiyo, bi daha alıyosun, o da yetmiyo, o da yetmiyo çünkü abartmayı kafaya koymuşsun bi kere sonu yok, üst üste 25 kere foto çekiyosun. Hem o anı yaşamıyordum hem de ne gereksiz işte bak şimdi telefonumda hiçbiri yok işte merak ediyorum bakamıyorum. (taşınabilir belleğe attık sonunda) ve ben artık az çekmeye karar verdim.

TV yok, TV çokların çok olduğu bi yer zaten… Onu da 5 yıl önce çıkardık hayatımızdan iyi ki de çıkartmışız annecim. Parkta geçen gün kızını sallayan bir anne “bravo, çok zor iş, denedim ama beceremedim” dedi. Bunu söyleyebilmek hem insanlar için, hem kadınlar için o kadar zor ki, “esas benden sana bravo” dedim ama içimden 🙂 sabahın köründe radyo açıyoruz, yatarken radyoyla uyuyoruz, çünkü maalesef TV’si olmayana çok gürültülü sokak, apartman, komşular… o yüzden hem evin enerjisi için hem başkalarının sesini duyup rahatsız olmamak için hep  radyomuz açık…

Az oyuncağın var, hem de çok az. Daha sana hiç bebek almadık mesela 🙂 Ama benim çocukluğumdan kalan bebeğimle oynuyorsun, bi tane de minnak var aaa pardon aldık aslında 🙂 legoların var, ahşap çok az oyuncağın, oyun hamurların, boyaların… yetiyo işte… oynuyoruz daha ne olsun… ama öyle 1-2 oda dolduracak oyuncağın yok… hatta teyzen bu konuda çok eleştiriyor beni 🙂 çünkü Umay’ın oyuncaklarıyla bir anaokulu kurulabilir 🙂

Sözün özü… Az’la mutlu olmayı birazcık öğrendik… Hâlâ daha öğrencisiyiz aslında bu yolun annecim… Çok’un sonu yok… Çok yorucu… Çok pahalı… Çok’un tatmin noktası yok, hep daha fazlası var… Güzelin güzeli var…

Az’a bak sen ya, ne tatlı duruyo orda he 🙂 Ne içten, ne beyaz, ne sessiz ama ne dolu dolu, ne de mutlu aslında…

Nida Balamur

hayatlagelen.blogspot.com

Yorumlar için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çıkışta Olanlar

Yukarı