Konuk Yazar

Çocukla Kenya’da Safari (Bölüm 3)

Ve sonraki gün…

Gün doğumunu yollarda, sayısız hayvan eşliğinde izlemenin keyfini kelimelere dökmem imkansız. Uçsuz bucaksız vadilerde sadece siz ve onlar… Tabii sabahları çok erken kalkmanız gerekiyor bu anları yakalamak için. Samburu’da hem sadece orada görülebilecek hayvanları hem de aslan hem sadece orada, leopar gibi vahşileri de görüp Sweetwaters Game Reserve’e doğru yola koyulduk. Bu arada Ahmet (kendisi Afrika’lı adına aldanmayın) gördüğü her farklı hayvanı bize gösteriyor ve yolda sürekli kıs kısa duraklamalar yapıyoruz.

Bir daha geçmek nasip olur mu bilmem ama ekvator denilen o sanal çizgiyi geçiyoruz yol üstünde. Nanyuki adı verilen bölgede sarı bir levha koymuşlar. Levhanın bir tarafı kuzey yarım küre diğer tarafı yarım küre. Coğrafya öğretmeni olan annemden çok duymuştum burayı bir de rahmetli Barış Manço’nun programından biliriz hani bir su deneyi vardı. İşte tam da ortasındayız şimdi. Bizi gören satıcılar hemen yanımıza geliyorlar ve deneyi göstermeye başlıyorlar. Önce levhanın 4-5 metre kuzeyine geçiyoruz yani kuzey yarım küreye. Ortası delik su dolu bir kaba iki kibrit çöpü koyuyor çocuklar net görsün diye, su saat yönünde akıyor, çöpler de aynı şekilde dönüyor ve su akıyor. Daha sonra levhanın güneyine geçiyoruz yani güney yarım küreye. Yine kibrit çöplerini koyuyor suya ve bu kez saat yönünün aksine dönüyor çöpler ve su da aynı şekilde akıyor. İnanılmaz ama tam orta çizgiye levhanın altına gelince çöpler dönmüyor ve su dümdüz akıyor. Dünya üzerinde okyanus akıntılarındaki sapmalar ve rüzgarların yön değişimlerinin etkisini gösteren ve “coriolis etkisi” denilen bu deney çocuklar kadar bizi de çok etkiledi. Hatta satıcıdan ayrılıp bir kez de biz yaptık deneyi ve aynı etkiyi gördük. Çocuklar 100 swh karşılığında ekvatoru geçtiklerine dair isimlerine yazılı sertifikalarını da aldılar ve Nanyuki’den ayrıldık.

Çocukla Kenya’da Safari (Bölüm 3)

Her anımız farklı bir heyecanla geçiyor. Bu kadar uzun süre araç içinde kalıp bu kadar güzel vakit geçirebileceğimizi tahmin etmezdim. Tabii Emine ve ben anne olarak her türlü eğlenceden ve yemeden sorumlu rehber gibiyiz araç içinde. Çocuklar mızıklanmasın diye isim türetmece oyunu, bilmeceler, arada gösterilen ve havuç etkisi yaratan abur cuburlar. Mutlaka yanınıza bisküvi, kraker, çerez tarzı yiyecekler almalısınız Türkiye’den. Yollarda market tarzı yerler var ama bizim damak tadımıza uygun yiyecek neredeyse yok gibi. Zaten dükkanlara girmeye de cesaret ister temizlik açısından.

Yaklaşık 2,5 saat süren yolculuktan sonra game reserve denilen parka gelmiştik. Park dediğime bakmayın. Safari yapılacak yerler bu isimle anılıyor ve tek başınıza buralara girmeniz mümkün değil, mutlaka yerel rehberiniz olmalı. Her game reserve girişi paralı. Biz tur fiyatının içine her şeyi dahil ettiğimizden Ahmet girişlerde parayı ödüyor ve biz araçtan inmiyoruz. Fakat orada ödemeye kalkarsanız 50 dolar gibi bir giriş parası veriyorsunuz. Önce park içinde olan otelimiz Serena Sweetwaters Tented Camp’a gidiyoruz. Burası yine bir nehir kenarına kurulmuş ve İngilizlerin sahibi olduğu gerçekten muhteşem bir yer. Safari fotoğraflarından tanıdık bir sahne ilişiyor gözüme: Nehir kenarında yeşil tentelerin altında yönetmen sandalyelerine oturmuş ellerinde dürbün hayvanları izleyen safari kıyafetli insanlar… Evet işte o sahnenin kahramanıydık tam da. Nehir kenarında gazellalar, zebralar, kuşlar hepsi tablo gibi. Otelin yemekleri de bugüne kadar gördüğümüzün dışında son derece leziz ve hijyenikti ama Ahmet fazla zaman kaybetmeden şempanze alanına gideceğimizi söyledi ve apar topar çıktık. Özel olarak korunan ve gerçekten bakışlarıyla insanı andıran dev şempanzeler evrim teorisini bir kez daha düşündürttü bana. Sokrat isimli şempanzeye adıyla hitap ettiğinizde hemen sizden tarafa bakıyor, son derece akıllı.

Parktan çıkıp saat 16:30 gibi safariye başladık ve bu kez gergedan ve buffalo sürüleriyle tanıştık. Önce karşımıza çıkan buffalo sürüsü oldu. Beş büyükten biri olan buffalo gerçekten bakışlarıyla ürkütücü, aracımıza öyle bir bakışı var ki, sanki her an saldıracak gibi. Ahmet’e saldırır mı dediğimizde rahat olun bir şey yapmaz dedi ama öyle çok rahat olamıyorsunuz. Buffalolar yanımızdan geçerken yine beş büyükten olan gergedanlar belirdi sağ kolda. Hem beyaz hem siyah Rhino (gergedan) bir arada gördük bu da çok büyük bir şansmış. Gergedanların kiloları 900-1400 kg arası bu arada. Black Rhino-Siyah olanlar genelde tüm günü uyuyarak geçirdiklerinden şansımız yine iyiydi bugün. Kendinizi Natioanal Geographic için çalışan biri gibi hissediyorsunuz safari boyunca. Bir havalara girdim kendimi korkusuz Jane gibi filan hissetmeye başladım. İlk günler zebra, fil, zürafa görünce birbirimizi çiğneyen biz artık onları görünce kımıldamıyorduk bile. Çok sıradan gelmeye başladılar bir anda. İnsanoğlu işte.

Vakit çok hızlı geçiyor çünkü bazı hayvanlar öyle hemen her yerde görülmüyor. Bir süre dolanmanız gerekiyor hatta bu süre zarfında epey bir hopluyorsunuz. Aracımız da şoförümüz de çok başarılı resmen dağ tepe aşıyoruz. Böbrek taşı olanlar, belinde ciddi problemi olanlar için biraz tehlikeli olabilir safari. Afrika masajı da diyorlar safari ile yapılan seyahatlere çünkü her an her yeriniz hareket halinde. Yavaş yavaş hava kararmaya başladı yine en sevdiğim saatler geldi. Saat 18:30 dan sonra parklarda bulunmak yasak ciddi cezası var diyor Ahmet. Fakat o da ne, görülmesi en zor olan vahşi köpek African Wilde Dog sürüsü karşımızda. Wolves of Africa olarak da bilinen bu etobur cinsi gerçekten çok ürkütücü. 6 ile 20 tane olarak sürü halinde geziyorlarmış.

Bugün safariye vahşi köpeklerle veda ettik diyordum ki otele gelince maceranın bitmediğini anladım. Gündüz çok güzel görünen alan gece bir o kadar ürkütücü. Her yerden hayvan sesleri geliyor, odamıza yani tenteli konaklama yerimize merdivenle çıkılıyor ama tentenin üzerinde hayvanlar geziyor. Babun çıkabilir yolunuza dikkatli olun dediklerinde ister istemez geriliyorsunuz. Bununla beraber yemekler, şömine başı harika. İlk defa alakartı burada gördük. Gece odaya girip yatağa girdiğimizde bir sıcaklık hissettik. Sıcak su torbası koymuşlar. Elektrik olmadığı için ancak böyle ısınıyorsunuz çok değişik ve keyifli geldi bize. Cibinlikli yataklar sayesinde gece sinek derdiniz olmuyor çadırlarda fakat hayvan sesleri gerçekten ürkütücüydü burada. Kapı mefhumu bitti bizde. Kapı demek fermuar demek oldu. Kapıyı kapadın mı değil fermuarı çektin mi diyoruz artık. Çünkü çadırlarda kapı yok, çift taraflı fermuarlar var ve hep kapalı durması gerek aksi takdirde içeri girince beklenmedik misafirleriniz sizi karşılayabilir.Bir gece konaklayacağımız Sweetwaters’da güzel anları bırakıp yarın erkenden yola koyulmak üzere uykuya daldık.

Çocukla Kenya’da Safari – 1 

Çocukla Kenya’da Safari – 2

BANU TOZLUYURT
www.banunundunyasi.com
Twitter: @banuduru

Yorumlar için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çıkışta Olanlar

Yukarı