Aile

Size Bir Şey Soracağım, Siz Kısır Mısınız?

Sezi Kalkavan yüzlerce çocuğa bir nevi annelik yapan çok özel, ruhunun güzelliği yüzünde parlayan bir kadın. Önce Türkiye’deki, şimdi ise Afrika’daki çocuklar için verdiği mücadeleye hayran kalmamak mümkün değil. İzmirli olan Sezi Kalkavan 18 yaşından beri -neredeyse kendisi de çocukken yani- bu kutsal ve zor işleri yürütüyor. Kendisini çocuklara adayan Sezi Kalkavan, yaptıklarının “yardım” olduğunu bile kabul etmiyor, bunu bir paylaşım olarak görüyor. Bir dernek kurmuşlar, adı ise “Şimdi”! Onu sosyal medyada takip edebilir, çocuklar için yaptıklarına katkı sağlayabilirsiniz. seziland

Sezi Kalkavan, geçtiğimiz günlerde instagram’da bir konuya; çok hassas bir konuya değindi.

Belki sizin de anne olmadan önce duyup rahatsız olduğunuz; anne olduktan sonra ise çevrenizdekilere yöneltmeye başladığınız bazı sorular vardır… Ah işte o bazı sorular var ya… Size çok normal gelen bir cümle başka bir kadının yarasını açabilir. Bu yüzden biraz dikkatli olmak gerekmiyor mu bir kadına; çocuk sahibi olmayan bir kadına “çocuk”larla ilgili bir şey sorarken? İşte Sezi Kalkavan’ın paylaşımı; -Okurken bile tüyleri diken diken oluyor insanın…

“Anlamaya çalışıyorum. Anlayamıyorum… Aylardır bu konuda yazmak istedim, sustum. Bana özelden gelen mesajların bazılarını burada yayınlamak istiyorum bazen

Hissettiğim şey öfke mi?

Hissettiğim şey nedir tam bilmiyorum. Kalakalıyorum…

Nasıl bir insan sosyal medyada profilini takip ettiği birine;

 

‘Size bir şey soracağım, siz kısır mısınız?

Sizin çocuğunuz olmuyor mu?

Annelik bu değil, doğurmadan anlayamazsınız, neden doğurmuyorsunuz?

bir sorun mu var, doktor önerisi ister misiniz, çaresi bulunur belki?

sizde ne yoktu da bu çocukları yerine koydunuz?

ailesiz mi büyüdünüz?

sizin kendi çocuğunuz olmadığı için mi bu çocuklarla bu kadar ilgileniyorsunuz?

eşiniz neden çocuk istemiyor, yoksa o mu kusurlu?

dua ediyorum inşallah her şeyiniz tamdır, yaşlanınca yapayalnız kalınca pişman olmayacak mısınız?

hangisi ileride yanınızda olacak ki bu gençlerin, çocukların?’

diye yazabilir?

Bir kere de değil, yıllardır onlarca kişi. Düşünün, ya benim çocuğum olmuyorsa gerçekten, çok istemişsem, olamamışsa, bebeğimi kaybettimse, öldüyse benim yavrum? Sen bunu sorarak bir insanı ne kadar üzebileceğini hiç düşündün mü? Cevap vermeyi bile hakaret sayıyorum ama bıktım!

Bildiğim bir engel yok, medeni durumum, bedensel koşullarım müsait. Duygusal olarak da eminim aklımı oynatırım sevmekten yavrumu. Anlamadıkları şu; şu kucağımdaki çocuğun sevgisi hayatımda boş kalan bir yeri doldurmuyor, o sevgi için ben yer ayırıyorum hayatımda. Onları seçiyorum sevmek için, emek vermek için. Şimdilik bu. Yarın belki değişir. Var elbette bir yaşam felsefem, gerekçem buna. (o da değişebilir, dönüşebilir) Ama bunu yazdığım an başkalarını parmakla işaret etmiş gibi olurum. Bundan korkarım.

Herkes nefesini kendi hayaline üflesin! Üniversite öğrencisi bir genci ailesi evden attı dün. Cebinde 10 lirası yok. Sokakta uyudu. Yerde. Benim için bu kıza destek olduğumu bilerek ölmek yeterli. Doğru, yanlış, ulvi, kutsal, iyi değil. Herkes kendi yolunda, kendi bildiği gibi yaşasın üç günlük ömrünü.

Bize benzemeyenleri, bizim gibi düşünmeyen, yaşamayanları bulup, kınamak için yaşamayalım ömrümüzü. Aynaya bakalım. Yaklaşıp aynada kendi gözlerimizin içine bakalım. Tanışalım. Yetecek…”

Anlamaya çalışıyorum. Anlayamıyorum… Aylardır bu konuda yazmak istedim, sustum. Bana özelden gelen mesajların bazılarını burada yayınlamak istiyorum bazen.. Hissettiğim şey öfke mi? Hissettiğim şey nedir tam bilmiyorum. Kalakalıyorum… Nasıl bir insan sosyal medyada profilini takip ettiği birine “Size bir şey soracağım , siz kısır mısınız? Sizin çocuğunuz olmuyor mu? Annelik bu değil, doğurmadan anlayamazsınız , neden doğurmuyorsunuz, bir sorun mu var, doktor önerisi ister misiniz, çaresi bulunur belki, sizde ne yoktu da bu çocukları yerine koydunuz, ailesiz mi büyüdünüz, sizin kendi çocuğunuz olmadığı için mi bu çocuklarla bu kadar ilgileniyorsunuz, eşiniz neden çocuk istemiyor , yoksa o mu kusurlu , dua ediyorum inşallah herşeyiniz tamdır, yaşlanınca yapayalnız kalınca pişman olmayacak mısınız, hangisi ileride yanınızda olacak ki bu gençlerin, çocukların” diye yazabilir? Bir kere de değil, yıllardır onlarca kişi. Düşünün, ya benim çocuğum olmuyorsa gerçekten , çok istemişsem , olamamışsa, bebeğimi kaybettimse, öldüyse benim yavrum? Sen bunu sorarak bir insanı ne kadar üzebileceğini hiç düşündün mü? Cevap vermeyi bile hakaret sayıyorum ama bıktım! Bildiğim bir engel yok, medeni durumum, bedensel koşullarım müsait. Duygusal olarak da eminim aklımı oynatırım sevmekten yavrumu. Anlamadıkları şu; şu kucağımdaki çocuğun sevgisi hayatımda boş kalan bir yeri doldurmuyor, o sevgi için ben yer ayırıyorum hayatımda. Onları seçiyorum sevmek için, emek vermek için. Şimdilik bu. Yarın belki değişir. Var elbette bir yaşam felsefem, gerekçem buna. (o da değişebilir, dönüşebilir) Ama bunu yazdığım an başkalarını parmakla işaret etmiş gibi olurum. Bundan korkarım. Herkes nefesini kendi hayaline üflesin! Üniversite öğrencisi bir genci ailesi evden attı dün. Cebinde 10 lirası yok. Sokakta uyudu. Yerde. Benim için bu kıza destek olduğumu bilerek ölmek yeterli. Doğru, yanlış, ulvi, kutsal, iyi değil. Herkes kendi yolunda, kendi bildiği gibi yaşasın üç günlük ömrünü. Bize benzemeyenleri , bizim gibi düşünmeyen , yaşamayanları bulup , kınamak için yaşamayalım ömrümüzü. Aynaya bakalım. Yaklaşıp aynada kendi gözlerimizin içine bakalım. Tanışalım. Yetecek…

A post shared by sezi kalkavan (@seziland) on

 

Yorumlar için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çıkışta Olanlar

Yukarı