Aile

Süper Anne Sendromuna Kapıldım Canım Bi Saniye

Elisha Wilson Beach, 4 evlat edindiği, 4 de kendi doğurduğu toplam 8 çocuk annesi bir kadın. Tam 8! Bu özelliği ile bile bir süper anneye benziyor, Süper Anne Sendromu hakkında huffingtonpost’a bakalım neler yazmış…

“Sonsuza dek çocuklarınla birlikte gülümsediğin, harika geçecek bir ömür mü hayal ediyorsun?

Süper Anne Sendromu, annelerin hayatın her alanında, her şeyi, her zaman mükemmel bir şekilde idare edebileceklerine olan inançları ile birlikte geliyor. Yüksek sesle okuyunca belki gülünç gelen bir tabir fakat çoğu anne bunu yaşıyor, ben dahil.

Biz, sonsuza kadar her daim mutlu olan çocuklarımızla birlikte yaşamanın hayalini kuruyoruz. Sonra, her şeyi mükemmel yapamadığımızı fark edip acı çekiyoruz ve suçluluk hissediyoruz. Peki neden bu anlamsız hedefi koyuyoruz kendimize? Gülünç bir beklenti düzeyi bu… Herkes için, her şeyi aynı anda yapabileceğimizi biz annelere düşündüren ne?

Süper Anne Sendromu, herkeste farklı şekillerde ortaya çıkıyor.

Mesela zamanın yok ya da istemiyorsun fakat çocuğunun okulundaki bazı etkinliklere ya da gruplara katılıyorsun… Sadece fotoğraflara bakıldığında yaşandığı bilinecek olan doğum günü partilerini planlıyorsun… Aynı anda hem çocukları zapt etmeye hem yemek yapmaya hem de temizlik yapmaya çalışıyorsun… Ve elbette egzersizlerini aksatmıyor, her zaman güzel ve bakımlı görünüyor, mutlu ilişkiler kuruyor, işinin yükümlülüklerini yerine getiriyorsun. Hahahhahahaah!

Herhangi bir acı çekmeden, göz yaşı dökmeden her şeyi ve herkesi yönettiğin, çocuklarınla hiç sorunsuz, tam anlamıyla mükemmel bir gün geçirdiğinde, gökteki yıldızlar mükemmel bir şekilde hizaya girmiş demektir.

***

Günümüzde, sosyal medya çağında, her gün bizlere akıl almaz süper anneler dayatılıyor.

Muazzam öğle yemekleri, en acayip doğum günü partileri, annelerin birkaç basit adımda kusursuz şekilde tasarladıkları organizasyonlar… Hepimiz tweet’liyoruz, facebook’luyoruz, instagram’lıyoruz ve tüm bunların ne kadar kolay olduğunu gösteriyoruz.

Bu arada gerçek hayatta çamaşırlar birikiyor, bulaşıklar kokuyor, banyo pisleniyor, yapılacaklar listesindeki tik’ler işaretlenemiyor…

Bu kusursuzluk imgelerini beynimizde stokluyoruz ve o ulaşılmaz hale gelmek için çırpınıyoruz, kendimizi baskılıyoruz.

Tüm mücadelemizi gizledik, kusurlarımızın üstünü örttük, korkunç ve özel sıkıntılarımızı yok ettik.

Bu arada sessizce acı çekiyoruz aslında çünkü her şeyi bir arada tutmak için mücadele eden tek annenin biz olduğuna inanıyoruz.

Oysaki yalnız değilsin / değiliz. Kimse bunları aynı anda mükemmel bir şekilde yapamıyor.

Süper Anne Sendromu ile ilgili en büyük sorun aslında kendi kendini yok etmesi. Çünkü süper anne yok. Tecrübelerime dayanarak söylüyorum. Hepimiz farklı hayatlar sürdürüyoruz, farklı kişiliklere, farklı enerjilere, farklı sabır noktalarına sahibiz. Sonunda hepimizde stres kabarcıkları oluşuyor, bu sadece zaman meselesi.

Bir gün, cep telefonunu markette unuttuğunu fark ettiğin an, bebek ağlıyordur, yemek taşmıştır ve kapı zili çalar, hiçbir şey yapamazsın ve durursun… Neden ben? Çok yalnızım… Yapamıyorum…

Bu sıkıntılardan kurtulmak için kendine bir hediye vermeni rica ediyorum. Tamamen kurtulmak mümkün değil belki ama biraz azaltmak mümkün. Sadece iki kelimeye ihtiyacın var.

  • Hayır
  • Yardım

‘Hayır öğretmenim bu etkinliğe katılamayacağım. Hayır o gün doğum gününe gelemeyeceğim.’ gibi cümlelerle tanışmaya ne dersin?

Ve yardım istemekten korkma, yardım kabul etmekten korkma…

Eşinden, arkadaşlarından, ebeveynlerinden yardım istemekten korkma… Yükünü azalt, hiç kimse her şeye aynı anda yetişemez.”

Yorumlar için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çıkışta Olanlar

Yukarı